Orta Çağ köyü · Güney Sakız Adası
Mesta
Kale gibi inşa edilmiş, zamanın biraz daha yavaş aktığı taş bir köy.
Orta Çağ köyü · Güney Sakız Adası
Kale gibi inşa edilmiş, zamanın biraz daha yavaş aktığı taş bir köy.
Tarih
Mesta, Sakız Adası’nın güneybatısında, şehir merkezine yaklaşık 35 km, denize ise yalnızca 4 km uzaklıktadır. Büyük olasılıkla 12. yüzyılda, Bizans döneminde, korsanlardan korunmak amacıyla kıyıdan içeride kurulmuştur.
Her ev komşusuna yaslanır ve hepsi birlikte tek bir taş çevre duvarı oluşturur: Köyün kendisi bir kaledir. Ceneviz hâkimiyeti döneminde (1346–1566) tahkimat güçlendirilmiş ve köy bugün de gördüğümüz biçimini almıştır.
Kronoloji
Köy, beşgen bir plana göre kurulmuştur. Dıştaki evler omuz omuza dizilir; dışa bakan cephelerinde neredeyse hiç açıklık bulunmadığından hep birlikte bir sur gibi işlev görür. Köyün içine yalnızca iki kapıdan girilirdi. Merkezde ise yuvarlak bir savunma kulesi yükselirdi.
Keşif
İçeri girdiğiniz anda dar, Arnavut kaldırımlı sokaklar taş kemerlerin altında kıvrılır, ayrılır ve yeniden birleşir. Bu labirent tesadüf değildir: Davetsiz girenlerin yolunu şaşırtmak için tasarlanmıştır.
Bugün ise sizi plansızca dolaşmaya davet eder: Saksılarla dolu bir avluya, canlı bir renge boyanmış bir kapıya ya da eşikte uyuklayan bir kediye rastlayabilirsiniz.
Gözden kaçmaması gereken bir ayrıntı
Sokaklarda yürürken başınızı kaldırıp giriş kapılarının üzerine bakın. Birçok evde taş lento bir kirişten ibaret değildir: Üzerinde oyulmuş semboller, kabartmalar ya da yazıtlar bulunur.
Giriş kapılarının üzerine oyma yapma geleneği Sakız Adası’na, aile armalarını kapı lentolarına işleyen Cenevizlilerle gelmiştir (14.–16. yüzyıl). 19. yüzyılda bu geleneği köylerdeki sıradan aileler de benimsemiştir: Halk sanatı kabartmaları, koruyucu semboller ve yazıtlarla evlerine kendi damgalarını vurmuş, ailelerinin refahını taşa kazımışlardır.
Her lento, bizden önce burada yaşamış insanların taşa bıraktığı küçük bir imzadır.
Gelenek
Mesta, güney Sakız Adası’nın sakız köylerinden biridir; bu bölge, sakız ağacından damla sakızının elde edildiği dünyadaki tek yerdir. Sakız yetiştiriciliğine dair geleneksel bilgi birikimi, UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası olarak tanınmıştır.
Yaz aylarında köyün çevresindeki tarlalarda, üreticilerin ağaçların gövdesini çizerek değerli “gözyaşlarını” sabırla topladığını görebilirsiniz.
Köyün kalbi
Er ya da geç her sokak sizi köyün kalbinin attığı merkez meydana çıkarır. Burada Büyük Taksiarhis Kilisesi yükselir; Eski Taksiarhis Kilisesi ise ince işçilikli, ahşap oymalı bir ikonostasis saklar.
Meydanda oturup kahvenizi yudumlayın ve öğleden sonranın burada hep olduğu gibi geçmesine izin verin: sohbetle, sükûnetle ve taşı altın rengine boyayan bir ışıkla.
Günübirlik geziler
Mesta’dan yola çıkarak komşu sakız köylerini, örneğin siyah-beyaz “ksista” cepheleriyle tanınan Pirgi’yi ve Olimbi’yi, ayrıca güneybatı kıyısındaki plajları kolayca keşfedebilirsiniz. Mesta’nın küçük limanı arabayla yalnızca birkaç dakika uzaklıktadır.
Parakathi’de Orta Çağ yerleşiminin tam içinde kalırsınız. Kapınızı açtığınızda kendinizi Mesta’nın sokaklarında bulursunuz.